Hamilelik hastalık mıdır?

Hamilelik, bir kadının hayatında çok özel ve iyisiyle kötüsüyle hayat boyu hatırlanır bir dönem. Kendisi dışında kimsenin sorumluluğunu almamış kadınlar bile, bir anda daha hayata gözlerini açmamış bir/bir kaç bebeğin yaşamını üstlenir. Bu sorumluluk, kendi hayatında yaşadığı değişimlerle birleştiğinde iyice artar, hiç kolay değildir. Bunun yanında, çevredeki insanlar da değişir, herkes bir anda daha hassas ve özenli bir hale gelir.

Ben hamile olduğumu öğrendiğimde, bu konuda inanılmaz bilgisiz ve cahil olduğumu farkettim. Bu yüzden çok okudum, izledim, araştırdım. Yalnız daha çok yabancı kaynaklara yöneldim, çünkü onların bizden çok daha pozitif baktığını farkettim. Sonuçta, tam da benim düşündüğüm gibi, hamilelik döneminde kadınların, olabildiğince normal hayatlarına devam ettiğini, bu dönemin getirdiklerini ellerinden geldiğince kabullenerek, hatta bir adım daha ileri gidip kutsayarak yaşadıklarını gördüm.

Yine de, her kadın kendi tecrübesini yaşayacaktır ve evet, hamilelik dönemini hastalık gibi geçiren kadınlar da olacaktır, bu olabilecek en doğal durumlardan biri. Çok iyi biliyoruz ki, her vücut farklı olduğu gibi, her bedenin ve zihnin geçmişi de farklı.

Yalnız, hayatınıza müdehale etmeye çalışan ya da gözlerinizin içine baka baka, doğum, çocuk bakımı, lohusalık ile ilgili inanılmaz negatif hikayeler anlatan insanların var olduğunu, sanırım çoğu hamile kadın doğrulayacaktır. Bunlardan kaçınıp, kendi korunaklı dünyanızı kurmaya çalışmak, sadece kendine, öğrendiklerine ve bebeğine güvenmekle başlıyor. Ne kadar bilgili ve rahat olursanız, insanlardan etkilenmeniz de o kadar zorlaşıyor. Yine de, negatifliklerden etkilenmediğimi söyleyemem, insanlar korkunç hikayeler anlatırken, bir bilinmezliğin içinde kendine güvenmek hiç de kolay değil. Ama her koşulda bebeğine ve kendine son derece güvenen, çoğunlukla keyifli ve farkındalikla bu dönemi geçiren kadınlar var, görüyorum, bakıyorum ve onlarla gurur duyuyorum.

Bu süreç boyunca, aslında, her kadın kendi kurallarını koyuyor ve düşünce yapısı ise, tüm süreci şekillendiriyor. Senin bu akan sürece olan uyumun da psikolojini etkiliyor. Her geçen gün, yeni değişimler yaşanıyor ve bu değişimleri hayatına yedirebildiğin kadar mutlu oluyorsun.

Ben hala değişimlerle başa çıkma ve kendime güvenmekle ilgili çalışıyorum, eşimden bu konuda da gördüğüm destek çok işe yarıyor.

İngiltere’de, hamile kadınlara, doktor kontrolleri ve gerekli görülen 2 ultrason haricinde, ultrason kontrolü dahi yapılmayıp, tüm sürecin ebe kontrolünde yürütülmesinden, bu olayın ne kadar çok normale indirgendiğini anlayabilirsiniz. Burada kadınların sadece hamilelikte değil, doğumdan sonra da, nasıl eski hayatlarına adapte olduklarını izlemek gerçekten şaşırtıcı. Yalnız bir annenin çok küçük bebeğiyle sokakta olduğunu görmek, İki küçük çocuğu ile kafeye kahve içmeye gelmiş bir kadının gayet rahat bir şekilde durumu idare ettiğini izlemek, işlek sokakalarda bir babanın, bir elinde bebek arabası, yanında scooterı ile diğer çocuğu ile markete gittiğini gözlemlemek, buralarda her gün yaşanan olaylar arasında. Bir adım daha öne gidip, kütüphaneye bebeğiyle giden annelerden de bahsedebilirim. Kütüphanelerin çocuk bölümlerinde, bebeklerini oyun alanına bırakıp kitaplara gömülen annelerle karşılaşırsanız hiç şaşırmayın, sadece bastığınız yere dikkat edin çünkü yerlerde emekleyen bebekler, kütüphanelerde gayet sıradan durumlardan biri.

Hatta, bu yazıyı yazmak için oturduğum kafede şu an 4 küçük çocuk var, 2 tanesi babasıyla gelmiş ve 1’i de annesi kahvesi içerken karşısında oturuyor, ben ise kafamı kaldırıp bakmasam çocuk olduğunu farketmeyeceğim. İnanılmaz değil mi?

 

Sonuçta, hamileler belki de birer hasta değil, hayatında farklı bir sürece girmiş, bebek bekleyen bir kadındır. Anneler ise, daha büyük bir ailede yaşayan, aslında aynı kadındır ve yine herkes mutlu olduğu sürece istediği yolu takip etmeli ve kimsenin koşulları ve yaşadıkları bilinmeden yargılanmamalı. Her yol kendine özgü, ben de kendime göre ve bana ve bebeğime en iyi gelecek yöntemin arayışındayım. Siz de benimle bakmak isterseniz, buyurun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir