İlk Değerlendirmeler

Bir minik bebeğin yaşaması için içinde, aklında ve ruhunda yer açmaya çalışmak bazı kadınlar için çok kolay olabilir. Zaten bu alanı uzun zaman içinde yavaş yavaş açmıştır. Fakat bazıları için daha fazla zaman alır. Çünkü yer açmak demek, aynı zamanda vazgeçmek, atmak ve bazen de itmektir. Benim de hayatımı yeni bir ülkeye taşırken, yepyeni bir şekle sokmam gerekti. Hepsinin beraber çok da kolay olduğunu söyleyemem. Fiziksel zorlukları dışında, psikoljik bir çok süreçten geçiyor aslında her kadın kendi yaşamına ve beklentilerine göre. İyi haber ise, doğa zaten çoğu kadına hormon takviyeleri yaparak, doğacak bebeği güvenceye alıyor. Fakat bu, tüm korkuların, çalkantı ve endişelerin yok olduğu anlamına da gelmiyor.

Şu ana kadar, en zor zamanın ise kendi adıma, 10-17 hafta arası olduğunu söyleyebilirim. Henüz dışarıdan bakıldığında gebe olduğunuz anlaşılmamasına, yani resmen hamile bile görülmediğiniz dönemlerde, vücudunuza pompalanan yepyeni hormonlarla nasıl başa çıkacağını bilmeyen vücut, fiziksel ve psikolojik olarak çok ilginç tepkiler veriyor.

Kusmalar, ağızda sürekli değişik bir tadın hakim olması, belli yiyeceklere ve kokulara aşırı tepki haricinde karında başlayan şişkinlik, sık sık tuvalete gitme isteği ve gece uykularının düzenin bozulması hiç de ilk aylarda beklediğim değişiklikler olmasa da sanki yarın doğum yapacakmışım gibi her türlü sıkıtıyı bir anda yaşamaya başladım. Neyse ki, bazı kadınlar daha şanslı ki, bunları daha az yaşıyor, bazıları ise, daha şiddetli…

Ben sanırım hepsinden orta karar yaşadım. Yine de sürekli uyku halinde olmamamı, yorgun hissetmememi, yaşadığım vertigo ataklarının altından kalkabilmemi daha önceki yıllardaki sağlıklı beslenmeme bağlamak istiyorum, çünkü hamilelik vücudun önceki sağlığı ile de çok ilgili. Doktorlar gebe kalmadan önce spora başlamayı, varsa alkolu fazla kafeini kesmeyi, sağlıklı beslenmeyi öneriyor. İyi ki diyorum şimdi, ekmeği hayatımda çok aza indirmişim ve yoga yapmışım. Böylece, bedenimde yaşayan minik canlı için elimden geldiğince iyi bir yaşam alanı açmaya çalışmış oldum. Hatta asistan öğretmenlik için çalışmaya gittiğim bir okulda, tüm gün aktif olarak ayakta olmama rağmen, üzerimdeki bol gömlek ve hırkadan dolayı, beş buçuk aylık hamile iken, bunu farketmemişler. 2 gün sonra tekrar gittiğimde, bu defa daha dar olan elbisemden farkettiklerinde şaşırdılar. Bu hoşuma gitti tabi ki… demek ki, dışarıdan bakıldığında herhangi bir kadından daha farklı görünmüyormuşum.

Tüm bu süreci yaşarken, kadın bedenine ve doğaya hayran kalıyor insan, hani biliyor da hepsini, bu mucizenin içinde olmak, bambaşka bir duygu. Hayata bakışın değişiyor, kendine inanamıyorsun. Kadın bedeninin gücü karşısında şaşırıp kalıyorsun.

Bazı kadınlar büyüyen karınlarını çok seviyor ve gebe olmaktan hoşlanıyorlar. Ben öyle olduğumu sanmıyorum. Hayatımda hiç kilolu biri olmadım. Aldığım kiloların, koca göbeğimin beni mutlu ettiğini söyleyemem. Anne olunca bunların söylenmemesi mi gerekiyor?

Elbette söylenmeli bence ve bu değişimle başa çıkmaya çalışmak gerekli. Gebelik süreci boyunca en önemli olan, kesinlikle iyi bir psikolojiye sahip olmak. Korkular ve tüm olumsuzluklar hakkında konuşarak başa çıkılmalı. Bu durumda öncelikle en yakınlarının davranışları çok önemli oluyor. Bir gebeye engelli ve ya hasta biri gibi davranmak kesinlikle doğru değilken, en ihtiyaç duyulanın anlayış olduğunu vurgulamak lazım diye düşünüyorum.

Yalnız her kadın yeterince anlayış ve dozunda ilgiyi alamayabilir. Burada en büyük desteği bebeğin kendisinden alacaktır, yine kadın. İçinde yaşayan bebeğin gücünü ve anneye katkısını hiç azımsamayın. Aslında kadın tek başına bile olsa, içinden gelen süper güçleri oluyor, buna eminim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir